Halit Şirkan HATAY, 1976 yılında Hatay ilinde, asırlardır büyük çaplı tarımcılık yapan bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Ailenin kurucu atası ve şehrin simge isimlerinden biri olan dedesi Reşit Hüseynat HATAY'ın vizyonu, misyonu ve disipliniyle büyümüştür.

Dedesi Reşit Hüseynat HATAY, Amik Ovası'nda, hemen hemen Hatay'ın en büyük tarım işletmeciliğini yürütmekteydi. Birinci Dünya Savaşı'nda, o zaman adı Antakya olan şehir de düşman işgalinden nasibini almıştır. Atatürk, Kurtuluş Savaşı'nın fitilini Samsun'dan ateşleyince; şehrin eşraflarından biri olan ve "Ağa" lakabıyla bilinen Reşit Hüseynat, Samsun'da başlayan Kurtuluş sürecine maddi ve manevi olarak dahil olmuş, düşmanların şehirden atılması için küçük çaplı Kuvâ-yi Milliye birlikleri kurmuş ve finanse etmiştir.

Ayrıca şehir kurtulduktan ve kendi başına bir devlet olduktan sonra, anavatana katılması için nüfuzunu ve otoritesini bu uğurda seferber etmiştir. Bütün bu şerefli hizmetlerin farkında olan Cumhuriyet, hem Antakya iline "Hatay" adını vermiş, hem de şehirle özdeşleşen Reşit Hüseynat'a şehrin yeni ismini soyadı olarak vererek ödüllendirmiştir

Bu şerefli ve onurlu tarihi mirası çocukluğundan itibaren üzerinde taşımaya çalışan torun Halit Şirkan HATAY, ailenin tarımla uğraşan binlerce bireyinden farklı olarak okumak ve bu tarihi mirası bütün bir ülkeye ve hatta dünyaya taşımak için büyük bir mücadeleye girişmiştir.

Tarım kökenli olduğu için orta ve lise tahsili yapmak o zamanlarda nerdeyse imkansızdı. Fakat kendisinin okuma tutkusunun ve çalışkanlığının farkında olan ilkokul müdürünün riayetiyle İmam Hatip Lisesine kaydedilmeyi başarmıştır

Okula gitme engelini aşar aşmaz ikinci engel ile tanıştı. İl birincisi olmasına rağmen 28 Şubat sürecinde üniversite okuma hayali elinden alınmak istendi Halit Şirkan HATAY pes etmemiş ve bir şekilde İstanbul Üniversitesinde Uluslararası İlişkiler Bölümünü okumuştur.

Arapçayı anadil olarak bilen HATAY İngilizceyi de ileri seviyede öğrendi. Devlette vazife alma şansı ve umudu elinden alındığından uluslar arası ticaret yapmaya karar vermiştir. 2001 yılından itibaren şimdiye kadar ticari amaçlı Ortadoğu, Avrupa, Afrika, Amerika ve Asya'da yaklaşık 80 ülkede bulunmuş, ticaret yapmış ve dostluklar kurmuştur.

Halit Şirkan HATAY, sahada küresel keşif yaparken aynı zamanda kitabi okumalarını bir akademik disiplinle sürdürmüştür. Bu emekleri neticesinde gezdiği ülkelerin iktisadi, sosyal, inançsal, kültürel, tarihsel ve hukuksal yapılarına çok yakından vakıf olmayı başarmıştır. Milliyetçi bir Türk Müslüman ferdi olarak, ülkesinin, İslam toplumlarının ve geri kalmış diğer ülkelerin kalkınmasını adil, özgür, güvenli ve müreffeh birer ülke haline gelmesini kendine misyon olarak yüklemiştir. Bu misyonunu insanlara ulaştırmak ve kendisinin ifadesiyle "Doğunun Yarım Kalan Aydınlanma Sürecini Tamamlamak" için kalemine sarılmıştır.

Okuduklarından, yaşadıklarından, dünyada şahit olduklarından, tefekkürlerinden, kazanım ve kaybettiklerinden üç adet roman yanısıra Türkçe, İngilizce ve Arapça yüzlerce şiir süzülmüştür.

Eserlerinde insana dair ne varsa, aşk, acı, terk edilmişlik, zulüm, esaret, işgal, sömürü, rekabet, savaş, barış, inanç, mutluluk, yalnızlık, azim ve umut gibi konuları büyük bir ustalıkla işlemektedir.

Halit Şirkan HATAY was born in 1976 in Hatay province, as the son of a family that has been engaged in large-scale agriculture for centuries. He grew up with the vision, mission, and discipline of his grandfather, Reşit Hüseynat HATAY, who was the founding ancestor of the family and one of the iconic figures of the city.

His grandfather, Reşit Hüseynat HATAY, operated what was virtually the largest agricultural enterprise in Hatay in the Amik Plain. During World War I, the city, then called Antakya, also suffered from enemy occupation. When Atatürk ignited the War of Independence from Samsun, Reşit Hüseynat, one of the city's notables known by the title "Ağa" (Lord), became materially and spiritually involved in the liberation process that began in Samsun. He established and financed small-scale Kuva-yi Milliye (Turkish Revolutionaries) units to drive the enemies out of the city.

Furthermore, after the city was liberated and became an independent state, he mobilized his influence and authority to ensure its integration with the motherland. Recognizing all these honorable services, the Republic both gave the name "Hatay" to Antakya province and rewarded Reşit Hüseynat, who had become synonymous with the city, by granting him the city's new name as his surname.

His grandson, Halit Şirkan HATAY, who has tried to carry this honorable and glorious historical legacy since childhood, has embarked on a great struggle to read and carry this historical heritage to the entire country and even to the world, unlike the thousands of family members engaged in agriculture.

Coming from an agricultural background, pursuing secondary and high school education was nearly impossible at that time. However, with the support of his elementary school principal, who recognized his passion for reading and hard work, he managed to enroll in an Imam Hatip High School.

As soon as he overcame the obstacle of attending school, he encountered a second barrier. Despite being the top student in the province, during the February 28 process, his dream of attending university was threatened. Halit Şirkan HATAY did not give up and somehow managed to study International Relations at Istanbul University.

HATAY, who speaks Arabic as his native language, also learned English at an advanced level. Since his chance and hope of working in the government was taken away, he decided to engage in international trade. Since 2001, he has been to approximately 80 countries in the Middle East, Europe, Africa, America, and Asia for commercial purposes, conducted business, and established friendships.

While conducting global exploration in the field, Halit Şirkan HATAY continued his book studies with academic discipline. As a result of these efforts, he has managed to become closely acquainted with the economic, social, religious, cultural, historical, and legal structures of the countries he visited. As a nationalist Turkish Muslim individual, he has made it his mission to ensure the development of his country, Islamic societies and other underdeveloped countries into fair, free, secure and prosperous nations. To reach people with this mission and, in his own words, "to complete the incomplete Enlightenment process of the East," he turned to his pen.

From what he has read, lived through, witnessed in the world, contemplated, gained, and lost, three novels and hundreds of poems in Turkish, English, and Arabic have emerged.

In his works, he masterfully addresses everything related to humanity, such as love, pain, abandonment, oppression, captivity, occupation, exploitation, competition, war, peace, faith, happiness, loneliness, determination, and hope.