Tarihin son medeniyetinin kuruluşu yolunda...
"Gezmek, okumak, tefekkür etmek ve yazmak buymuş sanat!
Var olmak böyle hissedilirmiş, bilmiyorum başka nasılmış hayat!"
Aşk bazen coğrafyasının rengini alır… Tutku, sevda, şefkat, hırs ve ihanetin iç içe geçtiği bu hikâyede, aşk yeniden tanımlanıyor. Süleyman; iş dünyasında engel tanımayan, daima zirveyi hedefleyen başarılı bir adamdır. Peki bir çift masmavi göz, tüm planlarını altüst etmeye yeter mi? Rekabetin kıyasıya yaşandığı bir ortamda Alexandra ile tanışması ona güç mü katacak yoksa unutamadığı o an-ı seyyale en büyük zaafı mı olacaktır? Arzu ve romantizm mi galip gelecek yoksa farklı inançlar ve toplumsal farklılıklar mı ağır basacak? Mutluluk mu yoksa pişmanlık mı? "Aşk kaybetmeye mahkûmdur!" kaidesi, yıllar sonra Afrika savanalarında da geçerli olacak mı?
Love sometimes takes the color of its geography… In this story where passion, affection, compassion, ambition, and betrayal intertwine, love is redefined. Süleyman is a successful man who knows no obstacles in the business world and always aims for the top. But can a pair of azure blue eyes turn all his plans upside down? In an environment where competition is fierce, will his encounter with Alexandra give him strength, or will that unforgettable moment become his greatest weakness? Will desire and romance prevail, or will different beliefs and social differences weigh heavier? Happiness or regret? Will the rule that "love is doomed to lose" still apply years later in the African savannas?
Halit Şirkan HATAY, 1976 yılında Hatay ilinde, asırlardır büyük çaplı tarımcılık yapan bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Ailenin kurucu atası ve şehrin simge isimlerinden biri olan dedesi Reşit Hüseynat HATAY'ın vizyonu, misyonu ve disipliniyle büyümüştür.
Dedesi Reşit Hüseynat HATAY, Amik Ovası'nda, hemen hemen Hatay'ın en büyük tarım işletmeciliğini yürütmekteydi. Birinci Dünya Savaşı'nda, o zaman adı Antakya olan şehir de düşman işgalinden nasibini almıştır. Atatürk, Kurtuluş Savaşı'nın fitilini Samsun'dan ateşleyince; şehrin eşraflarından biri olan ve "Ağa" lakabıyla bilinen Reşit Hüseynat, Samsun'da başlayan Kurtuluş sürecine maddi ve manevi olarak dahil olmuş, düşmanların şehirden atılması için küçük çaplı Kuvâ-yi Milliye birlikleri kurmuş ve finanse etmiştir.
Ayrıca şehir kurtulduktan ve kendi başına bir devlet olduktan sonra, anavatana katılması için nüfuzunu ve otoritesini bu uğurda seferber etmiştir. Bütün bu şerefli hizmetlerin farkında olan Cumhuriyet, hem Antakya iline "Hatay" adını vermiş, hem de şehirle özdeşleşen Reşit Hüseynat'a şehrin yeni ismini soyadı olarak vererek ödüllendirmiştir
Bu şerefli ve onurlu tarihi mirası çocukluğundan itibaren üzerinde taşımaya çalışan torun Halit Şirkan HATAY, ailenin tarımla uğraşan binlerce bireyinden farklı olarak okumak ve bu tarihi mirası bütün bir ülkeye ve hatta dünyaya taşımak için büyük bir mücadeleye girişmiştir.
Daha FazlasıHalit Şirkan HATAY was born in 1976 in Hatay province, as the son of a family that has been engaged in large-scale agriculture for centuries. He grew up with the vision, mission, and discipline of his grandfather, Reşit Hüseynat HATAY, who was the founding ancestor of the family and one of the iconic figures of the city.
His grandfather, Reşit Hüseynat HATAY, operated what was virtually the largest agricultural enterprise in Hatay in the Amik Plain. During World War I, the city, then called Antakya, also suffered from enemy occupation. When Atatürk ignited the War of Independence from Samsun, Reşit Hüseynat, one of the city's notables known by the title "Ağa" (Lord), became materially and spiritually involved in the liberation process that began in Samsun. He established and financed small-scale Kuva-yi Milliye (Turkish Revolutionaries) units to drive the enemies out of the city.
Furthermore, after the city was liberated and became an independent state, he mobilized his influence and authority to ensure its integration with the motherland. Recognizing all these honorable services, the Republic both gave the name "Hatay" to Antakya province and rewarded Reşit Hüseynat, who had become synonymous with the city, by granting him the city's new name as his surname.
His grandson, Halit Şirkan HATAY, who has tried to carry this honorable and glorious historical legacy since childhood, has embarked on a great struggle to read and carry this historical heritage to the entire country and even to the world, unlike the thousands of family members engaged in agriculture.
Learn More"Tarihin Son Medeniyeti'nin kurulmasına hizmet etmek…
1500 yıllık tarih, Mekke'den çıkan bir sosyal hareket ile Londra çevresinden ona cevap olarak yayılan ikinci bir sosyal hareketten ibarettir. Ancak bu iki sosyal hareketin insanlığa küresel barış, güven, adalet ve refah getirdiği söylenemez.
Ben, tarihten üçüncü bir sosyal hareket bekliyorum. Bu sosyal hareket, Doğu ile Batı'yı ve dolayısıyla bütün insanlığı birbirine kavuşturacaktır. Bu kavuşma ise küresel barış, güven, adalet ve refahı doğuracaktır. Ben buna "Tarihin Son Medeniyeti" diyorum ve kurucu milletin Türkler olacağını öngörüyor ve bu misyona hizmet etmeye çalışıyorum.
"To serve the establishment of History's Final Civilization…
The 1500-year history consists of a social movement that emerged from Mecca and a second social movement that spread from around London in response to it. However, it cannot be said that these two social movements brought global peace, security, justice, and prosperity to humanity.
I expect a third social movement from history. This social movement will unite the East and the West, and thus all of humanity. This union will bring forth global peace, security, justice, and prosperity. I call this "History's Final Civilization" and I foresee that the founding nation will be the Turks, and I strive to serve this mission.
Tarihin Son Medeniyeti kurulurken; bunun ancak bütün insanlığın dini, millî, coğrafi, hukuki ve iktisadî birikimlerinin, "Evrensel İnsani ve Ahlaki Değerler - İlahi Değerler" ile çatışmayan kaynaklarını barıştırmak ve kuruluş temelleri yapmak..
While establishing History's Final Civilization; to reconcile the sources that do not conflict with "Universal Human and Moral Values - Divine Values" from all of humanity's religious, national, geographical, legal, and economic accumulations, and to lay the foundations for its establishment..
Yazmak dünyanın en zor işiymiş. Yazmak, her şeyden evvel insanın kendisini anlaması, keşfetmesi, tanıması ve anlamlandırmasıdır. Sonra en dar halkadan başlayıp, suyun üzerine düşen bir taşın oluşturduğu halkalar misali, bir sonraki daha geniş halkayla devam edip en geniş halkaya varıncaya kadar insanları, yaşanılan çevreyi ve olup biten her şeyi aynı şekilde anlamak, keşfetmek, tanımak ve anlamlandırabilmektir..
Onun için yazmak demek, bir yerde ve aynı anda, derin sezgi gücüne sahip bir sosyolog, çok iyi bir psikolog, kabiliyetli bir hekim, sabırlı bir öğretmen, emeğe âşık bir zanaatkâr, kelimelerle resim yapabilecek kadar hünerli bir ressam, herkesin yerine kendini koyabilen müthiş bir tiyatrocu, tasavvur gücü alabildiğine geniş bir senarist ve bütün bunlarla beraber hepsini bir harmoni içinde işleyebilen başarılı bir yönetmen olabilmek demektir.
Daha FazlasıWriting is said to be the hardest work in the world. Writing is, first and foremost, understanding, discovering, knowing, and making sense of oneself. Then, starting from the narrowest circle, like the rings formed by a stone falling into water, continuing with the next wider circle until reaching the widest circle, it means being able to understand, discover, know, and make sense of people, the environment we live in, and everything that happens in the same way.
Therefore, writing means being, in one place and at the same time, a sociologist with deep intuition, a very good psychologist, a capable physician, a patient teacher, a craftsman passionate about labor, a painter skilled enough to paint with words, a marvelous actor who can put himself in everyone's place, a screenwriter with an incredibly broad imagination, and along with all these, a successful director who can orchestrate them all in harmony.
Learn More
"Aşkı suya sordum, dedi ki: "Beni Seyret." Anlamak istiyorsan, akışımı seyret ve sabret."
DAHA FAZLA BİLGİ
"Tek renk, tek ideoloji, tek milletmiş zulüm, Eseri gözyaşı, kan, talan, tehcir ve ölüm!""
DAHA FAZLA BİLGİ
Şair Halit Şirkan Hatay, Mezopotamya coğrafyasında ezelden ebede süregelen hak ve batıl mücadelesini, Mezopotamya’nın simgesi olan Fırat’la bir arkadaş gibi konuşarak ele aldı.
Daha Fazlası
Yazar ve sanayici Halit Şirkan HATAY, Sonay Gökhan ile Biz Bize programında yazarlık hikayesini anlattı. Edebiyata olan tutkusu, eserleri ve yaşam felsefesi üzerine samimi bir söyleşi.
Daha Fazlası
Açık Sorular'ın konuğu yazar Halit Şirkan Hatay, Değerli Öykü Çelik ile EKO Türk stüdyosunda edebiyat, yazarlık ve eserleri hakkında samimi bir söyleşi gerçekleştirdi. Hatay, programda kariyerini, kitaplarını ve toplumsal meselelere bakış açısını izleyicilerle paylaştı.
Daha Fazlası
Halit Şirkan HATAY, Üniversite VT kanalında yayınlanan Yazı-Yorum programının konuğu oldu. Edebiyat, yazmak ve toplumsal sorumluluk üzerine derinlemesine sohbet gerçekleşti.
Daha Fazlası
Yazar Halit Şirkan Hatay, Değerli Demet Şener ile yazarlık yolculuğuna nasıl başladığını anlattığı samimi ve keyifli bir program gerçekleştirdi.
Daha Fazlası
"Yazar Halit Şirkan Hatay, İslam medeniyetinin Batı karşısında son 500 yıldır kaybettiği konumunu ve üstünlüğünü yeniden kazanabilmesi için, herkesin kaleminden yazılan bir hikaye önermektedir."
Daha FazlasıBenimle iletişime geçmek için aşağıdaki formu doldurabilirsiniz.